25.02.2021 Perşembe

STENDHAL SENDROMU

Stendhal Sendromu, kişinin 'kusursuz' bir sanat eserinin ihtişamı karşısında kendinden geçme halidir. Sanat zehirlenmesi veya hiperkültüremi olarak da bilinir




Stendhal Sendromu, kişinin 'kusursuz' bir sanat eserinin ihtişamı karşısında kendinden geçme halidir. Sanat zehirlenmesi veya hiperkültüremi olarak da bilinir. Hastalığa ismini veren Fransız yazar Stendhal, 19. yüzyılda Floransa'da bulunan Santa Croce Bazilikası'nı gezerken vücudunda çeşitli rahatsızlıklar (kalp çarpıntısı ve halsizlik) hisseder. Kendisi hislerini şu şekilde tasvir eder: 'Floransa’da olmaktan, o muhteşem insanların mezarında dolaşmaktan dolayı kendimden geçmiştim. Bu yüce güzelliğin düşüncesi beni avuçları içine almıştı. Bir an ilahi hislere gömüldüm. O an her şey ruhuma sahicilikle hitap etmeye başladı. Ah, keşke unutabilsem. Kalbim hızla atmaya başlamıştı. Hayat gözlerimin önünden çekilmişti. Yürürken yere yuvarlanıp gitmekten korktum.' Böylece bu psikosomatik rahatsızlık Stendhal Sendromu ismini alır. Rahatsızlık Stendal'da olduğu gibi çarpıntı şekilde veya baş dönmesi, şaşırma hatta halüsinasyon olarak seyredebilir. Stendhal sendromunu inceleyen uzmanlar, birtakım bulgular elde etti. Sanat eserlerini inceleyen ziyaretçilerin o andaki fizyolojik durumları kaydedildi. Araştırmalar sonucunda bazı ziyaretçilerin kalp atım hızı, tansiyon ve yüz kaslarında farklılıklar gözlemlendi. Sanatseverler, 1996 yılında Stendhal sendromu adıyla bir film çekti. Sendromu yaşayan bir katilin hikayesini konu alan bu filme dileyenler göz gezdirebilir.

Zeynep YATIK



Benzer İçerikler