11.02.2021 Perşembe

MÜZİĞİN PSİKOLOJİDEKİ YERİ: MÜZİK TERAPİSİ

Müzikle aranız nasıl? Ne sıklıkla müzik dinlersiniz? Müzik dinlerken kendinizi nasıl hissedersiniz, ya da kendinizi nasıl hissetmek istediğiniz zamanlarda müzik dinlersiniz?




MÜZİĞİN PSİKOLOJİDEKİ YERİ: MÜZİK TERAPİSİ

-Özet-

Müzikle aranız nasıl? Ne sıklıkla müzik dinlersiniz? Müzik dinlerken kendinizi nasıl hissedersiniz, ya da kendinizi nasıl hissetmek istediğiniz zamanlarda müzik dinlersiniz? Müzik tutkusu olan çoğu insan ve müzisyen, müziğin kendilerine hissettirdiği duyguları büyük bir hevesle anlatırlar. Müzik, onlar için neredeyse vazgeçilmezdir ve çoğu zor durumlardan geçerek ünlü olan şarkıcılar hayatlarının bir yerinde müziğin bir zamandan sonra onlar için bir yaşam biçimi haline geldiğinden; belki onları kurtardığından, belki yatıştırdığından, belki de özgürleştirdiğinden bahsederler. Onların gözünde neredeyse “ömürlük terapi”dir.

Peki “müzik” bu kadar etkili bir sanatsa, tıp alanında da bundan faydalanılabilir mi? Yanıt: Elbette! Bunun literatürdeki karşılığı ise: Müzik Terapisi.

 

Anahtar Kelimeler: Müzik, Terapi, Eğitim, Terapötik, Psikolojik.

 

-Giriş-

Bu makalede müzik terapinin; tarih, sağlık ve eğitim alanındaki etkilerinden bahsedeceğiz.

 

A) Tarih

Antik Çağlardan itibaren süregelen zamanda araştırmacılar “müziğin iyileştirici etkisi” üzerine pek çok çalışma yürütmüşlerdir. Örneğin; M.Ö. 585-500 yılları arasında Yunan filozof/matematikçi Pythagoras, umutsuzluğa düşen veya çabuk öfkelenen hastaların belirli melodilerle tedavi edebilme olasılığını araştırmıştır. Yapılan araştırmalarda, müziğin ruhsal hastalıkların oluşumunda etkisi olan ve insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testosteron gibi hormonları olumlu etkilediği; kan basıncı, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenlediği ve beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sağladığı gözlenmiştir.

 

Psikolojide müziğin bilinen en eski kullanımı ise şamanlarla başlamıştır. Şaman kültüründe müzik, ruhlarla temasa geçmek için düzenlenen dini ayinlerin temel unsurları arasında yerini almıştır. Bununla beraber, hastaları tedavi etmek için de müzikten faydalandıkları bilinir. Şamanizmdeki dini liderlere “Kam” adı verilir. Kam, müzikle tedavi için ayin yapacakları zaman özel olarak hazırladığı cüppesini giyer; kutsal kabul edilen davulunu alır ve onu çalarak kötü ruhları uzaklaştırmaya, iyi ruhlara da yakarmaya çalışır. Çoğu Türk topluluğunda Kamlar, melodik ezgilerle ve çeşitli müzik aletlerini kullanarak da insanlara şifa vermek için çabalar.

 

Tarihin ilk döneminde Şamanlarla başlayan müziğin terapötik kullanımı, Antik ve Ortaçağ’da Batı medeniyetinde de etkisini göstermiştir. İslam medeniyetinde Sufilerin ilgi gösterdiği müziğin iyileştirici gücü Osmanlı ve Selçuklu döneminde devam etmiştir. XX. yüzyıla gelindiğinde II.Dünya Savaşı’ndan yaralı çıkmış askerlerin tedavi altına alınacağı hastanelerde müzik kullanımının başlamasının sonrasında bu uzmanlık dalının farkına varılmış ve 1960’lı yıllarda bu alanın geliştirilmesi için kapsamlı çalışmalar başlatılması planlanmıştır. Böylelikle müzik terapi sistematik bir disiplin haline gelmiştir.

 

İlkel kabilelerdeki sihirbaz doktorlar, hastanın veya onun bedenindeki kötü ruhun ses ve şarkısını bularak onu iyi etmeye çalışırlardı. Afrika’da bazı kabileler bugün dahi müzik terapi geleneğini devam ettirmektedirler. Türkiye’de müzik terapi konusunda akademik eğitim veren herhangi bir kurum bulunmamaktadır. Sudan’da sihirbaz doktorlar yaptıkları tedavi ayini ile korkuyu yenebilmektedirler. Jung, Antik Yunan’da yaklaşık M.Ö.1000’de müziğin şifalı olduğunu bularak çeşitli mitolojik bilinç kademelerinde uygulayarak ispatlamıştır

 

 

 

 

B) Sağlık

Müzikle devamlı iç içe olan kişiler ile müzisyenlerin hemisferleri arasındaki bağlantı ve bilgi alışverişini sağlayan “korpus kallosum” adı verilen alanın diğer insanlarınkine göre daha sağlam ve daha geniş olduğu saptanmıştır. Ünlü kalp doktoru Mehmet Öz; ölüm korkusu nedeniyle kalp ameliyatlarında ölümlerin fazla olduğunu ancak, hastalara terapötik etkisi olan müziklerin dinletilmesiyle bu oranının azaldığını ve tedavide başarılı olmanın mümkün olduğunu ifade etmektedir. Bununla birlikte Mc Gill Üniversitesinden Nörolog Anne Blood, müzik ve psikoloji arasındaki ilişkiyi şu sözlerle destekler: “Farklı müziklerle beyindeki farklı merkezleri çalıştırabildiğimiz için, nörolojik ve ruhsal bozukluklar sonucunda zarar gören kısımları tekrar etkinleştirebilir, hatta beynimizde hasara uğramış merkezleri zaman içinde uygun müzikleri dinleyerek onarabiliriz.”

 

Dünya Müzik Terapisi Federasyonu (WFMT) müzik terapiyi şu şekilde tanımlar: “Bir müzik terapistinin bir danışan veya grupla, onların fiziksel, duygusal, zihinsel, sosyal ve kognitif ihtiyaçlarına karşılık verebilmek adına iletişim, diyalog, öğrenim, mobilizasyon, ifade, organizasyon ve bunlarla ilişkili diğer terapötik amaçları gerçekleştirebilmek ve kolaylaştırmak amacıyla planlı bir süreçte müzik ve/veya müzikal unsurları (ses, ritim, melodi ve armoni) kullanmasıdır.”

 

C) Eğitim

Norveç’te Müzik Terapi Eğitimi: Norveç küçük bir ülke olmasına rağmen, müzik terapi konusunda son 30 yılda oldukça hızlı gelişme göstermiştir. 1980’li yıllarda müzik terapi aktiviteleri başkent Oslo civarında yoğunlaşmıştır. 1991 yılında Norveç hükümeti, özel ihtiyaçları olan insanların da normal insanlar gibi kendi özel çevresinde çalışmaya, okula gitmeye ve hobi geliştirmeye hakkı olduğunu ortaya koyan “birleştirme” reformunu hayata geçirmiştir. Bu reform sayesinde müzik terapiye ilgi hızla artmış ve bunun sonucunda “Norveç Müzik Akademisi” altı aylık bir program başlatmıştır. Bu program daha sonra açılacak olan “müzik terapi” programına hazırlık olmuştur. Bu programdan mezun müzik terapistleri, haftada bir gün sahada müzikten faydalanarak hayat kalitesini arttırmayı sağlayacak pratik çalışmalar yapmaktadırlar. Bu saha çalışmasında müzik terapistleri engelli çocuklarla, tutuklularla, huzurevindeki yaşlılarla ya da psikiyatrik hastalar ile çalışabilmektedirler.

 

Letonya’da Müzik Terapi Eğitimi: 1991 yılındaki bağımsızlıktan itibaren Letonya’da psikoloji bilimi özellikle kadınların ilgisini çekmeye başlamıştır. Müzik terapi ve diğer yaratıcı terapiler de buna dahil olmuştur. 1998 yılında Mirdza Paipere Liepaja Almanya’dan aldığı destek sayesinde pedagoji akademisinde ilk müzik terapi kursunu düzenlemiştir. Bu ilk kurslar Witten-Hendecke Üniversitesinden Dr. Reiner Hauss tarafından yönetilmiş, çocuklar ve gençlere yönelik müzik terapi uygulanmıştır. 2003 yılında Rigas Stradina Üniversitesinde Tıp fakültesine bağlı tam zamanlı “sanat terapisi” master programı açılmıştır. Son olarak 2006 yılında Akademiye bağlı müzik terapi programı açılmış ve müzik-terapi derneği kurulmuştur.

 

Japonya’da Müzik Terapi Eğitimi: Japonya’da müzik terapi 1950’lerden itibaren öğretmenler, psikologlar ve psikiyatristler arasında arasında ilgi çekici bir alan olmuştur. 1960’lı yıllarda Dr. Yamamatsu (psikolog), Dr. Matsui (psikiatrist), Dr. Murai (profesyonel müzisyen ve psikiyatrist) müzik terapi uygulamaya başlamışlardır. 1970’li ve 1980’li yıllarda bu çalışma alanına ilgi iyice artmıştır. Yurtdışında eğitim alan veya kendini müzik terapi konusunda geliştiren insanların sayısı bu yıllarda oldukça artmıştır. Bu kişiler rehabilitasyon merkezlerinde, hastanelerde ve hemşire evlerinde müzik terapiyi uygulamışlardır. Aynı zamanda müzik terapi çalışma gruplarından yola çıkarak zamanla yerel müzik terapi dernekleri kurulmuştur. Bu derneklerden biri “Klinik Müzik Terapi Derneği” diğeri ise “Bio-Müzik” derneğidir.

 

İngiltere’de Müzik Terapi Eğitimi: İngiltere’de müzik terapinin uzun ve parlak bir tarihi vardır. Orta çağdan 20. yüzyıla kadar küçük gruplar ile başlayarak bugün bir meslek olarak kabul edilen müzik terapi alanında yaklaşık 600 pratisyen hekim bulunmaktadır. Müzik terapi uzmanları ulusal sağlık hizmeti veren merkezlerde, okullarda, hapishanelerde, hastanelerde, ve özel müzik terapi merkezlerinde çalışmaktadırlar. İngiltere’de iki önemli müzik terapi derneği bulunmaktadır.

1958 yılında Juliette Alvin tarafından kurulan “Büyük Britanya Müzik Terapi Topluluğu (The British Society for Music Therapy-BSMT)” ve 1976 yılında profesyonel müzikterapistlerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan Profesyonel “Müzik Terapistleri Derneği (The Association of Professional Music Therapists-APMT)”. Bu iki kuruluş beraber, yakın temas içerisinde çalışmaktadır ve yakında yeni bir organizasyon oluşumuna gidecektir. Günümüzde 6 eğitim merkezi bulunmaktadır. Hepsi yarı zamanlı veya tam zamanlı olmak üzere diploma veya master derecesi verecek durumdadır. Bu merkezler:

  • Guildhall Postgraduate Diploma Kursu - at the Guildhall School of Music and Drama (University of York)
  • Nordoff-Robbins Müzik Terapi Master Programı - City University
  • Müzik Terapi Master Programı - University of Surrey Roehampton
  • Müzik Terapi Master Programı - Anglia Polytechnic University
  • Müzik Terapi Diploma Programı - University of Bristol
  • Müzik Terapi İleri Düzey Diploması - Welsh College of Music and Drama

 

Arjantin’de Müzik Terapi Eğitimi: Arjantin’de müzik terapi konusunda 4 profesyonel dernek bulunmaktadır. Bu merkezler:

  • 1966’da oluşturulan “Arjantin Müzik Terapisi Derneği (ASAM)”
  • Üniversite mezunları tarafından daha sonra “Arjantin Cumhuriyeti Müzik Terapistleri Derneği (AMURA)” kurulmuştur.
  • 1990’lı yıllarda Patagonia bölgesinde Neuquen Müzik Terapistleri Derneği (AMUN) kurulmuştur.
  • Buenos Aires şehrinde “Müzik Terapisi Derneği (AmdeBA)” kurulmuştur ve müzik terapistleri organizasyonu olarak hükümet tarafından destek görmektedir. Buraya üye olan müzik terapistleri kamu hastanelerinde görev alabilmektedirler.

 

Brezilya’da Müzik Terapi Eğitimi: Brezilya’da müzik terapi 1970 yıllarda önemli bir meslek haline gelmiştir. 1972’de Rio de Janeiro’da “Conservatório Brasileiro de Música”da diplomalı ilk müzik terapi kursu başlamıştır. Müzik terapi diploması MEC (Eğitim Bölümü) tarafından kabul gören bir diplomadır. 1996 yılında Dünya Müzik Terapistleri federasyonunun klinik ve pratik ilkelerine uygun olarak metodlar ve teknikler kullanılmaya başlanmıştır. Brezila’da şu an 1500 kadar mezun müzik terapisi bulunmaktadır. Bu terapistler aşağıda adları yazılan üniversitelerden mezun olmuşlardır:

• Universidade Federal de Goiás (GO): Lisans ve Yüksek Lisans Programı

• Universidade Federal de Pelotas (RS): Yüksek Lisans Programı

• Escola Superior de Teologia (RS): Lisans Programı

• Feevale do Rio Grande do Sul (RS): Yüksek Lisans Programı

• Faculdade de Artes do Paraná (PR): Lisans Programı

• Conservatório Brasileiro de Música (RJ): Lisans Programı

• Centro Universitário das Faculdades Metropolitanas Unidas (SP): Lisans Programı

• Faculdade Paulista de Artes (SP): Lisans ve Yüksek Lisans Programı

• Universidade de Ribeirão Preto (SP): Lisans Programı

• Universidade do Sul de Santa Catarina (SC): Yüksek Lisans Programı

• Universidade Católica de Salvador (BA): Lisans Programı

UBAM (União Brasileira das Associações de Musicoterapia): Brezilya’daki 12 müzik terapi derneğini kapsayan bir kuruluştur. Amacı, müzik terapinin bilimsel olarak gelişmesini sağlamak ve müzik terapistlerinin profesyonel ihtiyaçlarını desteklemektir.

Mısır’da Müzik Terapi Eğitimi: Mısır’da müzik terapi konusunda akademik eğitim veren bir kurum bulunmamaktadır. Müzik terapi konusunda hastane veya merkez niteliğinde uzman kuruluş da yoktur. Bununla birlikte, medikal kuruluşların çoğu geleneksel müzik terapi yöntem ve tekniklerini kullanmaktadırlar. Aynı zamanda 2001 yılında kurulan ulusal enstitüde, rehabilitasyon ve bağımlılık konusunda iyileştirme yöntemi olarak müzik terapiye yer verilmiştir. Mısır Sağlık Bakanlığı, son zamanlarda çok sayıda hekimi özellikle müzik terapi konusunda eğitim almaları için yurt dışına göndermektedir.

 

Türkiye’de Müzik Terapi Eğitimi: Türkiye’de müzik terapi konusunda akademik eğitim veren herhangi bir kurum bulunmamaktadır. Ancak özel iki merkez olan TÜTEM ve TÜMATA (Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu) ‘da Türk Müziği ile terapi çalışmaları yapılmaktadır. Ayrıca 2013 yılında müzik terapisinde çağdaş tıbbın, psikoloji ve psikiyatride kullanılan çeşitli yöntemlerini uygulamalarla zenginleştirip eğitim-öğretime katkısı olan araştırmalar yapmak amacıyla Üsküdar Üniversitesi’ne bağlı olan Müzik Terapi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MÜTEM) kurulmuştur. 2014 yılında ise bir grup araştırmacı tarafından Ankara’da Müzik Terapi Derneği (MÜZTED) kurulmuştur. Dernek; müziğin ve diğer sanatların, bireysel ya da grup psikoterapilerinde terapötik amaçla kullanılmasını sağlayan müzik-terapinin ülkemizde tanıtılması, geliştirilmesi ve toplumun yararına kullanılması için çalışmalarda bulunmak, terapötik amaçlı müzik-terapi çalışmalarına destek vermek, meslek elemanlarının standartlarını yükseltmek amacı ile kurulmuştur.

 

-Sonuç ve Öneriler-

Müziğin psikolojik sayısız faydalarından birkaç tanesini maddeler halinde şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Müzik, bilişsel performansınızı geliştirebilir.
  • Müzik, stresinizi azaltabilir.
  • Müzik, beslenme alışkanlıklarınızı değiştirebilir.
  • Müzik, hafızanızı güçlendirebilir.
  • Müzik, üzüntülerinizin üstesinden gelmenize yardımcı olabilir.
  • Müzik, daha iyi bir uykuya kapı açar.
  • Müzik, motivasyonunuzu güçlendirir.
  • Müzik, size manevi güç verebilir.
  • Müzik, depresyon belirtilerinizi azaltabilir.
  • Müzik, dayanıklılığı ve performansı arttırır.

 

Müzik; ilham gücüne sahiptir, aynı zamanda sağlığınızı ve refahınızı artırabilecek güçlü psikolojik etkileri vardır. Müziği yalnızca eğlence aracı olarak düşünmek yerine, günlük yaşamınıza müzik katmanın bazı zihinsel faydalarını düşünün. Sonuç olarak kendinizi daha motive, mutlu ve rahat hissettiğinizi göreceksiniz.

Sebile Ecemnaz KOKAL



Benzer İçerikler